Bugün - 24 Mayıs 2017 Çarşamba
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künyemiz
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.gergerhaber.net Logo
Kültür Sanat
Yaşam
Röportaj
Eğitim
Ekonomi
Sağlık
Güncel
Köyden Haberler
Politika
Adıyaman 28°C
Yazar Detayları

Elif Ekşi ZORER

Elif Ekşi ZORER - Kara Kışın Pamuk Prensesi: Ocak

Kara Kışın Pamuk Prensesi: Ocak
Yazı Tarihi: 05 Ocak 2016 Salı

                  

İstanbul'a kar yağdı… Nazlı gelinler misali beyazlara büründü her yer. Buram buram masumiyet kokan, kötülüğe dair her şeyin üzerini örten o zarafetiyle, temizledi kirlenmiş bütün hisler. Her kar tanesi, ayrı bir ses fısıldar gibi kalabalığım oldu yalnızlığıma... Duygularım birer birer toplandı, gönlümün hiç dile gelmeyen hisleri yağdı, tane tane düştü, dokundu feryatlarıma…

Soğuk havayı gözümden silen, yazdan kalma bir papatya bahçesinin beyazlığı gibi kokuyor şimdi her yer. Gözlerim bayramını edercesine, bir fincan kahvem hislerime eşlik edercesine, derinden bir ses geliyor; kara kışın, bembeyaz Ocak’ı... Senenin güzelliklerini içine alan, birbirinden farklı duyguların sığınağı, mevsimlerin aile bireylerini oluşturan, ayların ilk göz ağrısı Ocak… Böyle soğuk oluşuna bakmayın, dumanı üzerinde tüten, efkâr kokulu bir sığınağıdır Ocak, kış mevsiminin.

Yen bir yılın umutlara aralanmış bir penceresi veya hiç açılmaz sandığımız kapıların bir anahtarı, fırtınalar koparan rüzgârlarıyla; kimine korku, kimine yanı başımızdakilere daha sıkı sarılmak için bir sebep, kimine bir silkeleniş, kimine bir ses, bir yoldaş…

Kışın uzun geceleri, battaniyeler örter gibi, sıcacık hatıralarını anarken. Nerde o eski kış geceleriyle başlayan cümlelerin kahramanı olur çocukluğum… Ve kıymetli babaannem.

            O zamanlar sobalı evimiz, kışın gelmesi en çok da “bir parça kömür de ben atabilir miyim anne?”diyebilmenin mutluluğuyla, sobadan önce yanıyor yüreğimde, cayır cayır… Sırf kabuklarını sobaya atarım diye haybeden yediğim çekirdekler; önce gürül gürül bir ses, sonra demin alan bir sıcaklığa bırakıyor kendini. Babacığımın her akşam, işten gelirken aldığı o kestanelere bir çizik atmak, Ocak’ı sevmeye sebepti, her defasında elimi yakmış olsam da kestaneleri çevirmek, merhem sürer gibi gelirdi kızarmış parmaklarıma. Annemin her akşam kavurduğu o lezzetli un helvası, Pazar kahvaltılarında sobamızın üzerinden gelen kızarmış ekmekler, babaannemin öksürüğü artınca; sobanın üzerine dizdiğimiz portakal ve mandalina kabukları, çocukluğuma ait kış kokusunun tarifiydi şüphesiz…

O zamanlar televizyonlarda çeşit çeşit kanallar olmadığından, biz en çok birbirimizi izlerdik evde, bu sebeple; annemin kaşının kalkışının ne manaya geldiğini, babamın gözlerinin içinde okuduğum uzun cümleleriyle ne demek istediğini, annemin gömleğinin rengini, babamın saçını kestirdiğini bilirdim hep. Tarhana çorbası yaparken mesela, dakikalarca annemi izlerdim. Bu günün saçma sapan dizilerinin, bilgisayar oyunlarının yokluğu, evin içinde misket oynayacak kadar tıka basa doyurucu bir çocukluğun çemberine alıyordu bizim neslimizi. Annelerimiz bilgisayar başında unutulan bugünün çocukları gibi bırakmıyordu bizi, yokmuşuz gibi davranmıyordu.

Bir de hep elektrikler keserdi kış gelince, bir bunun gayet normal olduğunu, bir de elektrikler kestiğinde attığım çığlığı unutmam, babaannemin taa köy evinden hatıra sakladığı o gaz lambası, hep bir gün içinden, babamın anlattığı o masalda olduğu gibi sihirli bir cin çıkacakmış hissiyle hayallere daldırırdı beni… Evde ki herkese ayrı ayrı sorardım,”lambadan çıkan sihirli cinden sen olsan ne dilerdin” diye? Çocukluk işte, pencerenin kenarına birikmiş karlar kadar tertemiz…

Ocak bende ki ayrıcalığını hiç kaybetmedi, isminde bir sıcaklık çağrıştıran, kara kışın pamuk prensesi… Her tanesine ayrı bir dua emanet ettiğim, her tanesinde bir âminle eridiğim, masumiyetin bazen incecikten, bazen lapa lapa yağdığı, Rabbimizin latif ismini resmeden, karlar kraliçesi gönüllerin meskeni Ocak…

 

            Hoş geldin kardelen çiçeğim, hoş geldin üşüyen hislerin avuçlar içine bıraktığı merhamet kokulu emaneti, bir serçeye yem bırakan narin yanlarımız, bir yoksula hırka uzatan, sobasına kömür atan, eldivenimizin tekini hiç tanımadığımız biriyle paylaşan vicdanımız hoş geldin… Lapa lapa da yağsa karlar,  ben bir kar tanesine emanet ediyorum, yüreğimin közde pişmiş tüm hislerini… Kara gecelerime renk veren tüm siyahları beyaza boyuyorum… Yalnızlığımı inkâr ediyorum kar tanelerinin gülüşüyle, hiç üşümüyor ellerim, yüzümün soğuğu mutluluğumla ısınıyor.  Donduruyorum öfkemi, hüznümü, sitemlerimi ve gözyaşlarımla eritiyorum buz tutan kırgınlıklarımı…

Şimdi adresini kaybeden bütün hislerimi özgür bırakıyorum, bir sen kalıyorsun bende, seni sana emanet ediyorum ve tembihlediğim bir kar tanesiyle son kez yüzüne dokunuyorum dumanı üstünde tüten, karla kaplı narin OCAK…

 Elif Ekşi ZORER

Elif Ekşi ZORER

Elif Ekşi ZORER kimdir?
Elif Ekşi Zorer 27.01.1981 İstanbul'da doğdu. Aslen Rize'li olmakla birlikte, anne tarafından da Ege kültüründen nasiplenmiştir. İlkokulu Maltepe'de, ortaokulu 93 yılında Tuzla Halil Türkkan imam hatipte, liseyi de Pendik İmam hatip Lisesinde bitirdi. 1998 yılında YÖK ve ÖSYM’ce belirlenen katsayı kararının azizliğine uğraması sebebiyle öğretmenlik hayallerini yarıda bıraktı. 2002 yılında evlendi, bir kız ,bir erkek evladı var. Kitapları ve biriktirdiği bir sürü altı çizili cümlelerin en sadık dostu olduğuna inanır. yazı yazmak en etkili terapisi, kelimeleriyle ellerinden sıkıca tuttuğu koca bir bağ var arasında. Bu aşkı Siraç dergi'de fısıldamaktan mutlu... Okuma ve yazma aşkıyla yoğrulurken 2014 yılında ilahiyat önlisans kaydıyla hayallerine kısmen kavuştu. Hala öğretmenlik hayallerine kavuşma umuduyla dolu. Yazı çalışmaları devam etmektedir.

 
İletişim E-Posta: elifeksizorer53@gmail.com - Telefon:


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Baharı Müjdeleyen Mart
Kalbinizi Nasıl Bilirdiniz.?
Kalbinizi Nasıl Bilirdiniz.?
Topraklar Yarıldı, Şehitlerine Sarılırken
Vakt-i Kasım
MARTILARIN SERENAT YAPTIĞI NAZLI “EKİM”
1 Eylül Gelsin...
KALBİNİZİ;”NASIL BİLİRDİNİZ”
TEMENNİ
EHLİ TESLİMİYET
KALBİMİN MUTLULUK MEVSİMİ
MUCİZE
LANETULLAHİ ALEZ ZALİMİN
KALBİME DOĞAN HAZİRAN GÜNEŞİM…
BİR SEVDADIR KARA DENİZ
Hoş Geldin 11 Ayın Sultanı
İstanbul Kokan Yarim
HAYAT; SANA KAFA TUTUYORUM
ÜMİDE BİR YOLCULUKTUR “MAYIS”
AŞKIN ZİRVESİ “MİRAǔ
BİR SEVDADIR “İMAM HATİP”
Kalbime Mektup
AVUÇLARINDA BİRİKEN HER YAĞMUR TANESİ, YÜREĞİNDE DENİZİN OLSUN
BAHAR ÇİÇEĞİM , “NİSAN”
ADI “UMUT”
Zalimler İçin, Yaşasın Cehennem
KIŞA VEDA, BAHARA MÜJDESİN “MART”
GÜLÜMSEYİN; ÇEKİYORUM
RUHUN ÖZNESİ “MERHAMET”
GECEYE MEKTUP
ŞUBAT SOĞUĞU
MUTLULUK PENCERESİNİN: PERİSİ
İşaretlerin Dili
Güzelliğin Dokunuşları
Kara Kışın Pamuk Prensesi: Ocak
Diğer Yazarlar

%51 Ne Mesaj Verdi..?
Baharı Müjdeleyen Mart
Tügva istanbul'da Adıyamanlıların Sesi Oldu
SEVGİLİLER? GÜNÜ
Annem babam mı? Babam annem mi
Kongre'nin İp Uçları
Baki Gazetecilerin Onurudur
Adıyaman ve Bakanlık
Ne Haber!!!
Bu Çağda Olur mu? Demeyin!

Vade Turizm..HAC & UMRE
Ulusal Gazeteler
Yazarlar 
Hava Durumu ( Adıyaman )
Bugün
18°C - 28°C
Perşembe
18°C - 28°C
Cuma
16°C - 30°C
Cumartesi
17°C - 32°C
Namaz Vakitleri ( Adıyaman )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
03:1805:1312:5516:5020:2422:09

08 Haziran 2016 Çarşamba
Röportajlar
Şivan Perver'in heykelini kırdılar
Şivan Perver'in heykelini kırdılar Şanlıurfa’nın Siverek İlçesi’nde, 2009 yılında Dönemin belediye Başkanı tarafından bulvara dikilen K...
»
»
»
Tarihte Bugün
1895 - Milletlerarası Rakamların Türkiye'de kabulü
1040 - Selçuklu Devleti'nin kuruluşu
2006 - Topraktan Suyun Çekilmesi
1571 - Kırım Türkleri'nin Moskova'yı fethi.
Kim Kimdir
Günün Sözü
"İşlediğiniz günahları gizlediğiniz gibi, iyilikleri de gizleyiniz "
()
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,55ms Logonuz...
google-site-verification: googleb1348143173db3dd.html