Bugün - 27 Haziran 2019 Perşembe
Foto Galeri
Video Galeri
Firma Rehberi
Künyemiz
Reklamlar
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.gergerhaber.net Logo
Kültür Sanat
Yaşam
Eğitim
Röportaj
Ekonomi
Sağlık
Güncel
Köyden Haberler
Politika
Adıyaman 41°°C
Yazar Detayları

KERİM BAYDAK

KERİM BAYDAK - Kayısı Irgatligi 1

Kayısı Irgatligi 1
Yazı Tarihi: 16 Ağustos 2017 Çarşamba

 

Bir, iki, üç ağaç derken, bir hayli yorulmuştuk, Durup dinlenmiyorduk. Ne bileyim, ilk defa bu işi yaptığımızdan olsa gerek; “belki kızarlar, belki usul böyledir” diyerek var gücümüzle çalışıyorduk.
İçecek su bile yoktu. En azından bizim için getirmemişlerdi. Sadece bahçenin içinden akan ve bahçe sulama amaçlı yapılmış arktan-kanaldan akan incecik sudan içmemizi istiyorlardı. Nereden geldiği, nelerin karıştığı bilinmeyen, güneşte kaynayan sudan, insanların içmesi bir yana, hayvanlar bile içemezdi. Bize, susadığınızda gidip bu sudan içeceksiniz deniliyordu. Biz hiç böyle bir şey görmemiştik, bu sudan içmemiz mümkün değildi. “Başka su yok!” diyordu bahçenin sahibi. Kendileri getirdikleri sudan içiyorlardı. Belli ki çalışanları pek insan yerine koymuyorlardı, insan olarak görmüyorlardı.
Güneş bir hayli yükselmişti. Yorulmuştuk, hem de çok yorulmuştuk, karnımız da acıkmıştı. Yeme, içmemiz bahçe sahibine ait olduğu için, evinden taş misali sert ekmek, soğan, zeytin, ekşimiş yoğurt, peynir gibi kahvaltılıklar gelmişti. Bir ağacın altında, kahvaltımızı yaptık. Biraz karnımız doymuş, kendimize gelmiştik. Çocuklara, arada “yoruldunuz mu?” dediğimde; “yok hiç de yorulmadık” diyorlardı. Ancak gördüğüm kadarıyla, hal ve hareketleri, memnuniyetsizlik ifadesi görüntüleri, hiç de öyle demiyordu.
Yemekten sonra yine çalışmaya koyulduk. Erkekler ağaçlara çıkarak silkeliyor, aşağıda ise kadınlar topluyordu. Ara sıra çocuklar izin isteyip kayboluyorlardı. Bu tamamen yorgunluk ve bıkkınlık görüntüleriydi Öğlen olmuştu. Öğle yemeğimiz yiyerek, üstüne ziftleşmiş çaydanlıktan birkaç çay da içince, yorgunluktan tamamen mayışmıştık. Bir saate yakın bir dinlenmeden sonra, tekrar işe koyulmuştuk. Ağaçlar ufak olduğu için, mevcut bahçeyi bitirmek üzereydik. Çocukların arasında homurdanmalar başlamıştı. Belli ki bir problem vardı. “Neyse bekleyelim, illa ki ortaya çıkar” diye, sormadan sabırla bekliyordum. 
Akşam olmuştu. Traktörle kaysı sandıklarını topladık. Bahçenin orta yerinde naylondan yapılmış, islim diye tabir edilen ve kükürtle sarartılan yere hepsini taşıdık ve yerleştirdik. Bitmiştik, yorgunluktan tükenmiştik.
Geç vakitte yine traktörle eve geldik. Yemeği yer yemez; çocuklar, “baba biz bu işi yapmıyoruz, eve gitmek istiyoruz” dediler. Neden deyince; “hem çok çalıştırıyorlar, hem de dinlenme yok, içecek su bile bile yok, nereden geldiği belli olmayan kanaldan su mu içilir ya! Vallahi biz gideceğiz” dediler. Bahçe sahibine anlattım. “olmaz!” falan. “Biz de sizin gibi değil miyiz, bakın biz de o sudan içiyoruz” dediler. “Çocuklar biz içemeyiz” dediler. “Paranızı vermeyiz!” diye tehdit ettiklerinde, “para mara lazım değil, yeter ki biz gidelim, kurtulalım buradan!” diye hep bir ağızdan söyledik. Ben de gitmek istiyordum, ama bir türlü kendime yakıştıramıyordum, çocukların söylemesi çok iyi olmuştu, tabi beni de kurtarmışlardı.(İyi olanlar illa ki vardır, onları tenzih ediyorum.)
Yataklarımıza uzanmış, sabırsızlıkla sabahı bekliyorduk. Şafakla beraber, yataklarımızı toplayıp yola indik ve Malatya’ya gidecek bir araba beklemeye başladık. Herkes bizim gibi yapabilir miydi? Tabi ki hayır! Bazıları mecburiyetten sabrediyordu. Çünkü yapacakları başka bir şey yoktu, mecburen katlanıyorlardı.
Saatlerden sonra, bir Minibüs geldi. Eşyalarımız yükledik Malatya köylü garajına geldik. Yolda, olan biteni şoförle sohbetimiz esnasında, “beni dinlerseniz, geri dönmeyin, sizi güzel bir yere götürebilirim, rahat edersiniz” dediyse de pek inandırıcı bulmadığımız için, belki de artık tiksindiğimiz için, kabul etmedik.
Garajda Adıyaman dönecek minibüse eşyalarımızı yükledik. Bekleme esnasında, yanımıza üstü başı düzgün, diksiyonu güzel alımlı, 40-45 yaşlarında bir bayan yaklaştı. Gayet nazik bir şekilde, “Ankara’ya gideceğim yol param yok, bana yardım eder misiniz?” dedi. Pek oralı olmadım, ama çocuklar haline bakarak, “baba ya bu kadın yalan söyleyecek birine benzemiyor, haline baksanıza” diyerek, tabiri caizse kandırdılar, beni yardım etmeye zorladılar. O zaman, başımızın sadakası olsun, Allah kaza belâdan esirgesin diyerek, Anakaraya gidecek kadar para verdik kendisine. Arabanın kalkmasına biraz zaman vardı, şöyle terminali bir dolaşalım dedik. Farklı bir yerde, aynı kadını görünce, kan beynime sıçradı. Sinirimden deli olacaktım. Demek ki bizi kandırmıştı. Herkese yanı oyunu oynuyormuş. Güya Kayısı toplayıp, kar yapalım derken, tabiri caizse soyulmuştuk, zarar etmiştik. Biraz bağırıp çağırdıysam da, çocuklar engel oldular. “Boş ver!” dediler. Kızgın, sinirli ve oflaya puflaya Minibüse bindik. Neyse ki eve vardığımızda, akşamdı ve bizi kimse görmemişti, ama nereye kadar, nasıl olsa sabah her şey ortaya çıkacaktı.
Sabah erkenden dışarı çıktım. Sanki o birkaç günlük sıkıntıyı, stresi üzerimden atmak istiyordum. Pastanenin birinde otururken, halime gören Pastane sahibi, “oldu, bu ne hal böyle” deyince, sanki deşarj olmak istiyorcasına her şeyi olduğu gibi anlattım. Irgatlıktan başka yapabilecek işi olmayanların Allah yardımcısı olsun, işleri gerçekten çok zor.
Rahatlamıştım, ancak bu defa Pastane sahibi aklımı çelmeye başladı. “Ya nasıl olsa kayısıdan döndünüz, ben de sizi bir yere daha göndereyim, bir defa da benim için yorulursunuz” diyerek, bizi yeni bir maceranın içerisine sokmaya çalışıyordu.
.….Devam edecek.
 
Kerim BAYDAK
kbaydak61-artan@hotmail.com
 
İletişim E-Posta: kerimbaydak@hotmail.com - Telefon: 0


 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Manevi Terbiye Noksanlığı
Ölmezsiniz Ya!
Engelleri Kaldırmalıyız, Biz Sağlamız
Bu Şehri çok seviyorum ya!
Bravo Başkan KILINǒa
Üniversite Gençleri Adıyaman da
Nerede!.. O Eski 23 Nisan Bayramları!..
Söylemenin De Bir Adab-ı Vardır
Şimdi Ne Yapabilirim?
Tırlatmış Manyak
Say Ki Bahar, “Çay Da Mı İçmeyek?”
Kitap, Kitaplık Ve Kütüphaneler-2
Kitap, Kitaplık Ve Kütüphaneler-1
Kârı Mı Çok, Zararı Mı?
Onlardan Çok var
Seyredin Bakalım
Bilen Bilir
Rahat Olun
Siz Ne Dersiniz?
HAYDİ VER VERGİNİ ÜLKEN KALKINSIN
Ady Aslan Halı Yıkama
Kâhta Gençlik Merkezi
Kütüphaneler Ve “Hayatımız Kitap” Etkinliği
Demek İşler Böyle Yürüyor
Boş Ver Kim Ne Derse Desin!
Adıyaman Tuz Hanı
Adıyamanlılar Net Haber Sitesinden Bir İlk
Biraz Özüne Dönsen!
Herkes Mutlu Olmak İster
Olur Mu?
Her Şey Rafa Kalktı
Dikkat Edin!
Hangisi?
10 Ocak Gazeteciler Günü
Söyler Misin?
Unutmayın! Külfetsiz Nimet Olmaz
Yozlaşan Kültürde Tadilat Yetmiyor
Bazen Oluyor
Sazan Gibi, Bodoslama Daldım
Tahammül Kalmadı
Köylüler Ve Ah Eylül
Seçici Olmak Zorundayız
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI
Kendinizi Hiç Yalnız Hissettiniz Mi?
Geleceğimiz Kurumasın, Su İsrafı Yapmayalım!
Elbistan-Ekinözü İçmeleri
Zamanın Neresindesiniz?-2-
Ah Şu İnsanlar, Neden Böyledirler
Doğrumu Dur Sizce!...
İnsan Olmanın Gerekleri
İnsan Olmanın Gerekleri
Ah O Beklemek Yok mu?..
Gurbetlik Zor İştir
Neden Herkes Mutsuz Ve Şikayetçi
Toplum Antivirüs programlarını Elbett Üretecektir
Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş 2
Bilemiyorum!
BENCE ŞÜKREDİN HALİNİZE
Her Yerde Her Söz Söylenmez
Kendimizi İfade Edebiliyor Muyuz?
Şimdilerde İlişkiler Çok Farklı
Biz mi Degismedik, Onlar mi farkli oldu
Artık Karar Varmeliyiz..
Sen,Ben O hiç Fark eymez
Gençliğimizin Durumu
İyi uykular vatandaş
Nereye kadar?
Alın Teri Yoksa, Millette Uymaz!..
Sizlerle Olmak Güzel
Dilencilerin Çok Olduğu Bir Cadde
Takdiri Size Kalmış
Canını Seven Cep Telefonu Sevmez
Ben Sen O Ne Isek Oyuz
Farklı Yaşam Tarzı
Her kafadan sesler çıkıyor
Biz Bizi Kırdık
Boyayan Boyayana
Bilsinler, Ben De Bileyim
Depresyon, Mobbing
Ne Manası, Ne De Faydası Var
Keşmekeş
Yol Senin, Karar Da Senin
Çocuk, Veli, Deli, O Kadar!
Çok şey Biliyoruz
Garantisi Yok, Tercih Size Kalmış
1 Aralik'ta Adiyaman ve Şiir
An Var Anın İçinde
Neylersiniz, Çok Bilmiş İşte!
Öğretmenim Canım Benim
Bazen Vay be Dersiniz
Görev Ve Gönül Adamı Metin Alper
Hay Allah’ım!
Mutlu olan mutlu eder
Zor olan da Budur
Hangisini Söylesem!
Galiba Hepsi De Var
Sanki çok 'da önemliydi
Sonuç mu?
Yazıktır, Atmayın!
Heyhat, Nasıl Anlarsa, Anlasın
Anlamadım deme, Seçimini yap
Her şeyi kural ve kaidelere Yapın
Pes Etme Sen Duanı Et
Unutma Sakın
Lütfen artık anız yakmayalım
Ne dersiniz Haksızmıyım..?
O Kadar da Önemli değil
Kayısı Irgatligi 5
Kayısı Irgatligi 4
Kayısı Irgatlığı -3-
Kayısı Irgatligi 2
Kayısı Irgatligi 1
Kayısı Irgatlığı -1-
Mesela Yani!
Allah Islah Etsin, Israrcı Olmayın
Korku Bizi Esir Almış
Gel De Ortayı Bul
Deneyin, Zarar Etmezsiniz
Bu Mudur Yani?
Düşünürseniz, Örnek Olursunuz!
Helâl Bana
Şikayet Ettin Mi Vay Haline
Kendi Halimde Virgülüm
Bilen bilir Ona göre!...
Flu Ortam, Nefis, Necaset
Aman Da Aman!!!
Ha Dedi, Ha Demedi, Fırıldak!
Siz..!
Dilin kemiği yok' Boş verin gitsin
Bayram mi Tatil mi?
Dördüncü Farzdır Rabbimden Oruç
Oruç tutuyorsak, hakkını vermeliyiz
Keşke Her Şey Ramazan’dan Sonra Da Devam Etse
Islâm coğrafyası hep mi Yanacak?
Niçin Oruç Tuttuğumuzun Farkında Olalım
Biz Değil Oruç Bizi Tutmalı
Şükür Orucu Kavusturana
Sen Akıllanmazsın, De Git İşine Ya!
Ne Haber!!!
Bu Günkü Gençlik!
Su Akar Yolunu Bulur Mu?
Adıyaman’da Misafir Ağırlamak -4-
Adıyamanda Misafir Ağırlamak 3
Adıyaman Da Misafir Ağırlamak -2-
Adıyaman Da Misafir Ağırlamak -1-
Oldu mu Şimdi!
Ne Olacak Bu İşin Sonu?
Tuhaf Oldu Insanlar
Aklımız her şeye Erer
Pehhh!!!
Nedir bu Böyle!
Zor iş mi Edin bir dua Emi
Git işine Ya